Duygusal Sağlık Nedir?

Dilimizdeki genel algıya baktığımızda “sağlıklı olmak”la “tam bir iyi olma” durumu (wellness) arasında iki dağ vardır: zihinsel ve duygusal sağlık.

Beden – Zihin – Duygu
Vücudumuz, düşüncelerimiz ve duygularımız bir bütündür, birbirine tamamen bağlıdır ve etkileşim halindedir. Herhangi birinin enerjisi düştüğünde diğerini de etkiler. Fiziksel hastalıkların duygusal nedenleri üzerine yapılmış pek çok araştırma ve yazılı 300 kadar kitap vardır. Stres ve üzüntü hemen mide ya da başağrısı yapar, geçmiş kırgınlıklara tutunan kişiler kabızlık çekerler, kolit detaycı ve hassas insanlarda görülür, migren istekleri baskılamaktan, kendi gibi olamamaktan kaynaklanır.

Fiziksel ağrı çekerken mutlu ve neşeli olmak imkansızken, duygusal acılarımızı bastırıp mutlu ya da güçlü gibi görünmeyibaşarabiliriz. Bunu şöyle bir örnekle açabiliriz: Kalçanız kırıksa iyileşip ayağa kalkana kadar işe gidemez, arkadaşlarınızla çıkamazsınız ama kırık bir kalple ya da içinizde bir öfke balonuyla başkalarıyla ilişkiye girmek çatışmaların ana nedenidir.

İnsanın duygu durumu zihinsel aktivite ve verimliliğini de direkt olarak etkiler. Kendimizi duygusal olarak çok iyi hissettiğimizde (örneğin aşık olunca, terfi edince, güzel bir haber alınca) mutluluk hormonları salgılanır. Bu da stres ve anksiyete eşiğini yükseltir, motivasyonu arttırır ve mevcut yetenek ve bilgi birikimimizi kolayca kullananmamıza yol açar.

Üç Temel Duygusal İhtiyaç
En temel fiziksel ihtiyaçlarımız hava, su ve yemektir. İnsan havasız ancak birkaç dakika, susuz birkaç gün, yemeksiz birkaç hafta (vücut direncine göre belki biraz daha fazla) yaşayabilir. Karşılanmayan duygusal ihtiyaçlarımız bizi hemenöldürmez ama deyim yerindeyse süründürür. İnsanın en temel üç duygusal ihtiyacı için şu şekilde bir karşılaştırmayapsak hiç de abartmış olmayız.

Hava = Sevgi
Su = Kabul görmek
Yemek = Takdir görmek

Bakımevlerinde sevgi görmeden büyüyen bebeklerin diğer tüm ihtiyaçları giderilmesine rağmen sadece sevgi görmedikleri için yaşıtları kadar büyüme göstermedikleri saptanmıştır. Sadece çocuların değil, sosyal konumu her ne olursa olsun tüm insanın doğumundan ölümüne kadar bunlara ihtiyacı vardır.

Yazımın tamamını okumak için tıklayınız.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir